8 Şubat 2010 Pazartesi

dünde kalanlar.. :(:(


...Geçtiğimiz günlerde rastladığım ve okuyup çok duygulandığım bir yazıyı paylaşmak istiyorum sizlerle.Çook eskilerden bahsediyomuş gibi görünse de daha şuracıkta duran çocukluğumuzu anlatıyor bu yazı.Beton binalar arasında yitip giden insaniyetliğimizi hatırlatıyor bizlere.Nerde ne zaman kaybettiğimizi bir türlü anımsayamadığımız masumiyetimizi bulduruyor bu satırlar .. 
                                                                                                                                                                          
Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.Hatta Babanım bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi.Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki.....
En büyük eğlencemiz sokaklarda oynam...aktı.Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya,zıplaya yürüyerek gelirdik.



Servis falan yoktu.
Ayakkabılarımız eskirdi.Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik.Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar,hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.Kısacacı evine gidip gelen (...ki;sadece çişi gelen giderdi evine)elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu.

Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.


Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi... Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.


Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.


Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.






Komşumu tanımıyorum ama evinin camında, temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece; bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.Evlerimiz var, içinde yaşayan yok. Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok.Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar..

.Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz...


Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diyehatırını soran çocuklarımız yok oldu.Ben kapılarında 'vale'lerin, 'bady'lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.Nedir bunlar?

Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.
  
Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.İyi de neden böyle olduk ? Biz mi istemiştik? Yoksa birileri mi böyle istedi?..'Her toplum hakettiği gibi yönetilir'derler ya, hakettiği gibi de yaşar diyelim mi?


 (kahve molası garip bir hüzünle kaçar öpüldünüz şekerler...

8 yorum:

gül dedi ki...

çok dogru eskiden neler neler yapardık kayıtsızca korkusuzca

kahve molası dedi ki...

Haklısın,dizlerimizi kanatarak koşar oynardık ama o yara izlerinden başka bişey kalmadı çoşku namına hayatımızda...

Hilal dedi ki...

oy oy oyy
çok içlendim, ah ahh dedim kendimce
çok güzel bir yazıydı paylaştığınız için teşekkürler

kahve molası dedi ki...

evet hilalcim aynı duyguyu bende ilk okuduğum da yaşamıştım bu arada çok teşşekür ederim her zaman beklerim canım ...

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Eskilere götürdünüz beni...Bizim kapının anahtarı dışardan takılırdı sabahları...Annem işlen,irken kapı açmak zorunda kalmasın,isyeten komşu açsın girsin diye.Şimdi kilit üstüne kilit vuruyoruz..

sevgiyle kalın

Yeşim dedi ki...

Valla okurken gözlerim yaşardı. Çok duygulandım.

kahve molası dedi ki...

Evt haklısınız o zamanlarda kapı komşusu olmak bir haktı üzerimizde ama şindi kontak kurmaya korkar olduk...Yorum yazdığınız için teşekkürler...

kahve molası dedi ki...

Duygulanmamak elde değil canım,teşekkürler yorum için...